Fit Yaşa sordu: Sağlıklı beslendiğin halde neden hep acıkıyorsun?
Fit Yaşa kanalının yeni kısa videosu, sağlıklı beslendiği halde sık acıkanların sorununu gündeme taşıdı. Uzmanlar protein, lif, uyku ve suya dikkat çekiyor.

Sağlıklı yemeklerle geçen bir günün ardından birkaç saat içinde yeniden mutfağa yönelmek pek çok kişinin tanıdık bulduğu bir durum. Fit Yaşa adlı YouTube kanalı, 13 Ekim 2026’da yayımladığı kısa videoda bu soruyu izleyicisine yöneltti: “Sağlıklı beslenirken sürekli acıkıyor musun?” Kaynaklardaki uzman değerlendirmelerine göre sorun çoğu zaman yemeğin “sağlıklı” olmasında değil. Asıl belirleyici olan tabağın nasıl kurulduğu ve gün içindeki alışkanlıklar.
Tabakta eksik kalan parçalar
Cleveland Clinic’in sağlık yayınında görüşlerine yer verilen diyetisyen Julia Zumpano, sık acıkmanın nedenleri arasında yetersiz protein alımını sayıyor. Proteinin karmaşık karbonhidratla aynı öğünde tüketilmesi kan şekerini dengelemeye yardım ediyor. Süt ürünleri, yumurta, balık, kuru baklagiller, tofu, kuruyemiş ve tohumlar bu açıdan öne çıkan kaynaklar arasında.
Lif ikinci kritik halka. Sebze, meyve, mercimek, fasulye ve yulaf gibi lifli besinler midede hacim kazanarak tokluk hissinin daha erken gelmesine yardım ediyor. Türk sağlık basınındaki diyetisyen değerlendirmeleri de aynı noktaya işaret ediyor: Lif az olduğunda mide hızla boşalıyor, tokluk kısa sürüyor. Sağlıklı yağların yetersiz alınması da ters tepebiliyor. Somon, sardalya, ceviz ve keten tohumu gibi kaynaklar azaldığında şekerli ve karbonhidratlı yiyeceklere yönelik istek artabiliyor.
Beyaz un, beyaz pirinç ve hamur işleri gibi rafine karbonhidratlar ise kan şekerini hızla yükseltip yine hızla düşürüyor. Bu düşüş, bedenin kısa süre sonra yeniden yiyecek talep etmesine yol açıyor.
Tabağın dışındaki etkenler
Açlık hissini belirleyen her şey yemekle ilgili değil. Kaynaklarda öne çıkan başlıca etkenler şöyle sıralanıyor:
- Uyku: Kısa uyku, iştahı uyaran ghrelin hormonunu yükseltebiliyor. Cleveland Clinic yetişkinler için gecelik 7 ila 9 saat uyku öneriyor.
- Su: Vücut susuzluğu zaman zaman açlık olarak algılayabiliyor. Kafeinli ve şekerli içecekler ise vücudu susuz bırakabiliyor.
- Dikkati dağınık yemek: Ekran karşısında yenen öğünlerde beyin yemeğin farkına tam varmıyor. Bu yüzden atıştırmalığı önceden porsiyonlamak öneriliyor.
- Hızlı yemek: Doygunluk sinyalinin beyne ulaşması yaklaşık 15-20 dakika sürüyor. Aceleyle yiyenler bu sinyali kaçırıyor.
- Stres: Stres yeme isteğini tetikleyebiliyor. Cips ya da çikolata gibi belirli yiyeceklere duyulan istek çoğu zaman duygusal açlığın işareti.
Uzmanlara göre gerçek fiziksel açlık genellikle son öğünden yaklaşık iki saat sonra beliriyor. Sık acıkan kişiler için iki üç saatte bir küçük bir ara öğün çözüm olabiliyor. Öğün atlamak ya da öğünde yeterli kalori almamak ise sürekli açlığa yol açabiliyor.
Sporcu ve amatör için ne anlama geliyor?
Düzenli antrenman yapanlar için de temel kural değişmiyor. Her öğünde karbonhidrat, protein ve yağ gruplarından besinleri birlikte bulundurmak uzmanların öne çıkardığı öneriler arasında. Türk sağlık basınında görüşüne başvurulan uzmanlar, bütün bu düzenlemelere rağmen sorun sürüyorsa bir dahiliye uzmanına ve diyetisyene başvurulmasını öneriyor.
Kaynak: Fotomaç, Cleveland Clinic, CNN Türk, Cumhuriyet


